Haber veya konu arayın...

Fed'in Faiz Kararı Dünyayı Nasıl Etkileyecek? Dolar Ve Borsalar İçin Yeni Dönem

16px
32px

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) Temmuz 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırması, Amerikan ekonomisi kadar küresel piyasaları da yakından ilgilendiren yeni bir dönemin kapısını açtı.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve enflasyonist baskılar nedeniyle para politikasını yeniden sıkılaştıran Fed, 25 baz puanlık artırımın ardından bir faiz artışının daha gelebileceğinin sinyalini verdi. Ekonomist ve stratejistlere göre Fed'in yeniden sıkılaştırmaya başlaması, doların güçlenmesinden diğer ülkelerin para politikalarına, tahvil piyasalarından hisse senetlerine kadar geniş bir alanda etkili olabilir.

İlk Baskı Para Birimlerinde Görülebilir

Fed'in faiz artırımlarının küresel ekonomiye aktarılacağı en doğrudan kanallardan birinin dolar olması bekleniyor ABD faizlerinin yüksek kalması doları desteklerken, diğer ülke para birimleri üzerinde baskıyı artırabilir. Petrol, doğal gaz ve tarım ürünleri gibi birçok emtianın dolar üzerinden fiyatlanması da para birimlerindeki değer kaybının maliyetini büyütebilir.

Moody's Analytics Başekonomisti Mark Zandi, Fed'in faiz artırımı ve yeni bir artış sinyalinin dolar üzerinde yukarı, diğer para birimleri üzerinde ise aşağı yönlü baskı yarattığını belirtti.

Para birimlerindeki değer kaybı, ithal ürünleri pahalılaştırarak enflasyonla mücadeleyi de zorlaştırabilir. Petrol fiyatlarının zaten yüksek seyrettiği bir ortamda bazı ekonomiler aynı anda pahalı enerji, zayıf para birimi ve yüksek faiz baskısıyla karşı karşıya kalabilir.

Merkez Bankalarının Hareket Alanı Daralabilir

Fed'in sıkılaşması diğer merkez bankalarının izleyeceği yolu da etkileyebilir. Avrupa Merkez Bankası'nın da faiz artırdığı bir dönemde gözler Japonya Merkez Bankası'na çevrilmiş durumda. Yenin dolar karşısında zayıflaması, Japonya üzerindeki faiz artırma baskısını güçlendirebilir.

BlackRock Asya Pasifik Küresel Sabit Gelir Başkanı Navin Saigal da Fed'in şahin mesajlarının kısa vadede Asya para birimleri ve tahvil piyasaları üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyor. Ancak tüm merkez bankalarının Fed'i takip etmesi beklenmiyor. Çin ve Tayland deflasyonist baskılarla mücadele ederken, Avustralya ve Japonya'da enflasyon merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde bulunuyor. Bu nedenle ülkelerin kendi enflasyon ve büyüme dinamikleri para politikasında belirleyici olmaya devam edecek. Buna karşın güçlü dolar, faiz indirimi yapmak isteyen merkez bankalarının hareket alanını sınırlayabilir.

Sermaye Abd'ye Yönelebilir

Bir diğer risk ise yüksek ABD tahvil getirilerinin küresel sermayeyi Amerika'ya çekmesi. ABD Hazine tahvillerindeki getirilerin yüksek kalması, yatırımcılar açısından dolar cinsi varlıkları daha cazip hale getirirken diğer piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırabilir. Bu durum özellikle para birimleri üzerinde baskı bulunan ekonomilerin merkez bankalarını daha sıkı para politikası izlemeye zorlayabilir.

Borsalarda Da Hesap Değişiyor

Devlet tahvillerinin getirisi yükseldikçe sabit getirili yatırımlar da hisse senetlerine karşı daha güçlü bir alternatif haline geliyor. Aynı zamanda şirketlerin borçlanma maliyetleri yükselirken gelecekte elde edecekleri kazançların bugünkü değeri azalıyor.

Charles Schwab Baş Yatırım Stratejisti Liz Ann Sonders'a göre piyasalar açısından yalnızca tahvil faizlerinin hangi seviyeye çıktığı değil, yükselişin ne kadar hızlı ve düzensiz gerçekleştiği de önemli. Sonders, ABD'nin 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5'e doğru hareketinin mevcut enflasyon, Fed politikası ve güçlü nominal büyüme koşullarıyla açıklanabileceğini belirtti. Ancak tahvil getirilerindeki yükseliş düzensizleşirse hisse senetlerinin bunu fiyatlaması daha zor hale gelebilir.

Teknoloji Hisseleri Mercek Altında

Yüksek faiz ortamına karşı hassas sektörlerin başında teknoloji geliyor. JPMorgan Asset Management Asya-Pasifik Baş Piyasa Stratejisti Tai Hui'ye göre Fed'in 2027'ye kadar şahin duruşunu sürdürmesi halinde yatırımcıların özellikle faizlere duyarlı teknoloji şirketlerinin değerlemelerini yeniden gözden geçirmesi gerekebilir. Buna karşılık Fed'in faiz artırmasına olanak sağlayan güçlü ABD ekonomisi, küresel piyasalar açısından denklemin olumlu tarafını oluşturuyor.

ABD ekonomisinin dirençli kalması, ithalat talebini destekleyerek Asya başta olmak üzere diğer bölgelerde ticaret ve şirket faaliyetlerine katkı sağlayabilir.

Bu nedenle Fed'in yeni sıkılaştırma döneminde küresel piyasalar açısından temel denklem, güçlü dolar, yüksek tahvil getirileri ve pahalı finansman ile dirençli ABD ekonomisinin sağladığı talep arasındaki denge olacak.